Yazar Biyografisi
Had Nedir? Nasıl Bilinir?
Tanıyanlar
bilirler ki, internet ve bilgisayar kullanımını önemserim...
İnternete ve bilgisayara bakış açım; işlerimizi kolaylaştırdığı
ve iletişimi güçlendirdiği şeklindedir. Sonuçta bilgisayar
denilen cihaz, derslerde de öğrettiğimiz tanımıyla, önceden
tanımladığımız kısa ve basit işlemleri hızlı ve hatasız
şekilde yapabiliyor, gerektiğinde tekrarlayabiliyor. Bu da basit,
gereksiz yoğunlukta ve tekrarlanan işleri yapmaktan kurtulduğumuz
(veya kurtulmaya başladığımız), yaratıcılık gerektiren
çalışmalara odaklandığımız bir hayatı yaşamamızı
sağlayacak. (Bunun nüfusa etkisi ve genel yaşama katkısı ayrı
bir tartışma konusu...)
İnternet ise hayatımıza bambaşka
bir fayda sağlıyor. İnternet ve üzerindeki yazılımları ise
temel olarak iletişimi arttırma noktasında faydalı oluyor. Artık
dünyada erişemediğiniz nokta, bilgi paylaşamadığınız insan,
ön incelemesini alamadığınız yer yok gibi... Üstelik bu
paylaşımların arşivlenebilmesinden, takibine kadar bir çok fayda
da mevcut.
Peki elimizden işlerimizi daha hızlı
yapabilecek bir bilgisayar varken saydırdıklarımız ne kadar
bilgi? Peki iletişim için kullanabileceğimiz internette iletim
için çabaladığımız şeyler, iletilmeye değer mi? Veya iletişim
dediğiniz gerçek hayatta başka, internet üzerinde başka ahlaki
kurallara bağlı olabilir mi?
Örneğin Whatsapp mesajlaşmaları...
Gerekli, gereksiz, büyük çoğunluğu yalan, en azından hatalı
birçok mesajı dahil olduğunuz tüm gruplara yayarken amacınız
ne? Hiç iyimser olmayalım... Bilgi paylaşmak, dostlarınıza
yardımcı olmak falan değil... 
Öyle olsaydı, her ay bir kez daha
“Yarın WhatsApp ücretli olacak” mesajını yayınlar mıydınız?
Her ay bir kez daha yarın olacak diyorsunuz. Bu nasıl bir “bilgi”?
Bunu paylaşmanızın kime, ne faydası olacak? Bu bilgiyi sayana
bilgisayar diyebilir miyiz? Veya bu bilgiyi saydırmaya gerek var mı?
Paylaşılan karikatürlere, köşe
yazılarına ne demeli? Elbette iyi bir amaç kabul edilebilir; “Siz
görmemiş olabilirsiniz”. Çok mantıklı görünüyor, değil mi?
Peki, tıp doktorlarının vaka tartıştıkları bir gruba, bir
gazetede yazılmış politika üzerine köşe yazısını göndermek,
projelerin konuşulduğu bir gruba 6 yıl önce yayınlanmış bir
karikatürü göndermek ne kadar bilgiden sayılabilir ki? Hatta
bunun için bilgi saymaya gerek var mı?
Daha da zor bir örnek vereyim; Sunum hazırlamak için geliştirilmiş uygulamalar mevcut... Bu yazılımların üretim amacını size yazayım ki, netleştirelim; Fikirlerimizi veya bilgimizi daha etkin bir şekilde aktarmak. Öyleyse şiirleri, hem de size ait olmayan şiirleri, yine size ait olmayan fotoğraflar veya çizimler ile birleştirmeniz için bu uygulamanın yapıldığını nereden çıkardınız? Veya 10 tane farklı bayrak görselini arka arkaya koyarak hangi bilgiyi ortaya koydunuz? Ne sunuyorsunuz? (Kötü de olsa kendi şiiriniz, kendi yazdığınız yazınız, kendi çektiğiniz bir fotoğrafınız yok mu da, başkalarının yaptıklarını çalarak anlam yüklemeye çalışıyorsunuz?)
Buna iletişim diyebilir miyiz? Buna
fikir iletimi diyebilir miyiz?
Şöyle düşünelim; 2 farklı grupta
yer alıyorsunuz... 1 nolu grup 2 nolu gruptaki üyeleri içeriyor...
(Aslında çok basit bir küme problemi. İlkokul 2. sınıfta görmüş
olmalısınız...) 1 nolu gruba yazdığınız bir mesajı kimler
görecek? 1 nolu gruptakiler. Bir başka deyişle; 2 nolu gruptakiler
ve diğerleri... Öyleyse aynı kişileri içeren 2 ayrı gruba aynı
mesajı atmanın hayatımıza, bilgi birikimimize veya en azından
iletişimimize ne faydası olacak?
İletişim demişken, iletişimin en
beğendiğim tanımlarından birisi şu şekilde; “Kafamızdaki
bilgiyi karşımızdakinin kafasında oluşturabilmek”. Böyle
bakarsak, iletişim kurmak isteyen kişi için 2 temel değer var;
“İletişim kurmak isteyenin kafasında bir bilgi olmalı” ve
“İletişim kurulmak istenenin kafasında bir bilgi oluşturmak
istemeli”. İletişim kurmak isteyen bir bilgisi olmalı ve karşı
tarafa bunu aktarmak istemeli. Şöyle de diyebiliriz; Kafanızda bir
bilgi yoksa, iletişim ekipmanını, yani interneti kullanmanızın
ne faydası var? Bu yaşadığını belirtmek için bir çaba mıdır?
Bu çaba kime gereklidir? (Sadece iletişim kurana mı?)
Farklı bir tecrübeyi de, son dönemin
en önemli iletişim ekipmanları olan Facebook, Twitter, Instagram
üzerinden verelim:
Bu dönemin en değerli iletişim
kaynakları haline gelen söz konusu altyapılar, bu işi çok
kolaylaştırdı. Öyle ya, tüm kurumlara, kişilere ulaşabilir
hale geldik. Çok kısa araştırmalar ile bir kuruma sorunumuzu
iletebiliyor, bir kişiye sorumuzu iletebiliyor durumdayız. Her şeyi
yorumlayabiliyoruz, her şeye cevap verebiliriz. 
Peki bunu hakediyor muyuz? Veya bu
hakkımızı iyi kullanabiliyor muyuz?
Ünlülerin mesajlarının altına
gelen ilgisiz, faydasız, hakaret içeren ve hatta anlamsız
mesajlardan bir anlam çıkarabiliriz. Belki de kurum mesajlarının
altına yazılan reklam mesajlarından da çıkarım yapabilriz...
Kişilere nasıl gerçek hayatta hakaret edemiyorsak, sanal hayatta
da hakaret edemeyeceğimizin bilincinde değiliz.
Daha güzel bir örnek verelim; Bir
tiyatro oyununun tanıtım mesajının (Bir tiyatro tarafından
yayınlanan, tiyatro oyunu hakkında mesaj ile birlikte yayınlanan
bir tiyatro oyun afişinin) altına yazılan, “Bu tiyatro oyunu
mu?” veya “Bu oyunun X tiyatrosu ile ilgisi nedir?” sorularına
nasıl cevap verebilirsiniz? Afişi görmediğini mi, mesajı
okumadığını mı yoksa yoksa önemsemediğini mi düşünmek
gerekiyor? Peki önemsemediğiniz bir görselin altına neden
sorarsınız? Okuma bilmiyorsanız, cevabı nasıl okuyacaksınız?
Afişi görmediyseniz, neye soruyorsunuz? Neresinden bakarsanız,
elinizde kalıyor...
Burada en naif görüş, “İnsanımız
cahil, bilgisiz”... Yukarıda yazdığım örneklerin büyük
çoğunluğu yüksek öğrenim görmüş, en az üniversite mezunu
insanlar. En kötüsü lise mezunu. Elbette formal öğrenim olmadan
da çok doğru davranılabilir ancak öğrenim görmüş olanların
bunu yapmaları ne kadar mantıklı? Dikkat ederseniz, teknoloji
kullanımı veya teknik üzerine bir hatadan bahsetmiyorum. Doğrudan
insan olmaktan, doğrudan mantık kullanımından bahsediyorum.
Herkes diyor ya, makas açılıyor
diye... Aslında makas ne maddi yönden, ne eğitim yönünden, ne de
farklı bir özellikten açılıyor... Halk içinde makas sadece
hadsizlik konusunda açılıyor. Eğitimli veya cahil, zengin veya
fakir, akıllı veya aptal... Halk içinde bu konularda bir
ayrımcılık oluşturmak çok zor. Ama had konusunda makas gerçekten
açılıyor. Haddini bilmeyenler ve bilenler arasında fark açılıyor
ve çoğunluk had bilmeyenlere geçiyor. İnternet de bunu en kolay
görebileceğiniz deney alanı haline geliyor. Yeter ki, biraz
haddinizi bilin ve internet dünyasını bu gözle izleyin.
Sinirlerinize inanamayacaksınız!
Selamlar, saygılar...

