Güncel Haberler:
Ahmet GÜREL

Yazar Biyografisi

Lund Kulturen - Kültür Tarihi Müzesi

İzmir'de Açık Hava Müzeleri Kurulmalı

İzmir’in 9000 yıllık antik bulgularının yüzde 20’sinin iki ayrı müzede sergilendiğini ve geri kalan eserlerin ise depolarda bekletildiğini biliyorum. Yeni müzelerin yapımının planlandığını öğrendiğim İzmir’in, kent tarihi ve belleği açısından önemli bir aşama içinde olduğunu sevinerek izliyorum. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Aziz Kocaoğlu’nun verdiği önemli kararlarla kentin tarihine sahip çıktığını gururla izliyorum. İzmir’in arkeolojik açıdan müzeye olan açığının bu projelerle kapanacağını ancak etnografik müze açığının devam ettiğini biliyorum. İzmir’in “9 Eylül Müzesi”ne gereksinimi olduğunu ve İzmirli koleksiyoncuların ellerindeki eserlerle bu müzeyi dolduracağına Sn. Aziz Kocaoğlu’na verdiği sözü de biliyorum. Afyon, Balıkesir ve en son Burhaniye’nin Kuvay-i Millliye müzelerine kavuştuğunu sıranın İzmir’e geldiğini özlemle bekliyorum.      

Berlin’de bulunan “Bergama Zeus” tapınağını ve “British Museum”da yer alan “Bodrum Mausoleion”unu görünce şok yaşamıştım. Bu kez aynı şoku bir hafta önce Lund Üniversitesi’nin “Kulturen” yani “Kültür Tarihi Müzesi”ni gezerken yaşadım. Bu ayki yazımda, on gün kaldığım İsveç’in Lund şehrini ve bu “Kulturen” müzesini tanıtacağım.

1666 yılında kurulmuş olan Lund Üniversitesi’nin Lund kentine nasıl damga vurduğundan öncelikle bahsedeyim. Yaklaşık yüz bin nüfuslu kentin yarısı üniversite öğrencisiydi. Ortaçağ kenti olan Lund, tüm üniversite binalarını eski yapılardan seçmişti. Öğrenciler aldığı eğitimin yanında o çağın atmosferini yaşarken adeta bir film stüdyosunda dolaşıyorlar. Kente yapılan yeni binalar, şehrin dokusunu bozmadan eski evlerin arasına dantel gibi eklenmişti. Öğrenci yurtları ise şehrin dışında, doğayla baş başa ve 3-4 katı geçmeden yapılmıştı.

Lund kentinin tanıtımında kullanılan eski filmleri incelediğimizde, günümüzde mevcut olan her yapının aynen korunduğunu ve süreç içinde sadece insanların değiştiğini görüyoruz. Bu kenti gezerken, 1923 yangınında yok olan İzmir’i özlemle hatırladım. Keşke İzmir Ermenilerce yakılmasaydı da fotoğraflarda kalan kenti günümüze taşıyabilseydik.

İsveç'in en büyük açık hava müzesi

Bu yazımın ana konusu olan “Kulturen” (Kültür Tarihi Müzesi- Açık Hava Müzesi), 1882 yılında Lund Üniversitesi’nin öğrencilerinin teklifiyle ilk defa gündeme gelmiş. Bu öğrencilerin kurmak istedikleri müzenin asıl amacı, hızla gelişen sanayinin kültür değerlerini yok etmesini önlemekti. George Karlin’in önderliğinde, 1891 yılında ilk bölümü açılan müze, günümüzde İsveç’in en büyük ve dünyanın 2. büyük açık hava müzesi haline gelmiş. 

Açıkhava Müzesi’nin ana yapıları üniversitenin öğretim üyelerinin yaşadıkları mekanlardı. Açık hava müzesinin en önemli mekanları yörelerinden sökülüp getirilen ve buraya monte edilerek korumaya alınan binalardı. Damları çimenle kaplı olan köy evlerinin içlerinin aynen etnografya müzesi olarak düzenlenmiş. Burada korumaya alınmış olan İsveç köy evlerinin inşaat yapım tarzı, Karadeniz bölgemizdeki binaların yapım tarzıyla aynı çizgileri taşıdığı gözleniyor.

Bir evde geleneksel tahta işçiliği ile bilhassa ahşap ayakkabı yapımı canlandırılmıştı. Balıkçı evleri, tekstil ve bir matbaacının evi canlandırılmış. Bu yazımda (İzmir’in de özlemi olan) basın müzesi haline getirilen bir evin iç görünüşünden bazı kesitlere de yer vereceğim. 

1999 tarihinde taşınan, 1652 yılında yapılmış “Bosebo” adında bir kilise de yer almış. Çan kulesiyle birlikte taşınan ahşap kilisenin içinde bulunan resimler de izlenmeye değer. 1891 yapımı “The Burger’s House”, 1814 yapım tarihli “The Thomander House” ile 1847 yılında yapılmış “The Ystad House” taşınarak açık hava müzesine yerleştirilen binaların sadece birkaçı. 

Ortaçağ eseri olan “The Berling House”, sökülerek açık hava müzesine getirilmiş ve kıymetli kitapların sergilendiği bir mekan haline getirilmiş. Bir başka evde ise birçok medeniyete ait seramik eserler teşhir ediliyor. “Kulturen” yani “Kültür Tarihi Müzesi”nin mevcut 49 yapısının sadece bir kesimini gezebildim. Stockholm’de bulunan “Norde Museum” ile Lund yakınındaki Östrarp tarihi müzesi de İsveç’in diğer açık hava müzelerinden.

Sasalı'da açık hava müzesi!

Birçoğumuzun yıkıldığını görmemek için gitmediğimiz ya da gidemediğimiz baba evlerimiz var. Kula ve Kulayı Sevenler Derneği’nde Kulalı olmadığım halde dört yıl yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptım. İzmirli Kulalıların nasıl Kula’da yıkılan evlerinin ardından gözyaşı döktüklerini bilirim. Lund’ta yüzyıl önce yapılan açık hava müzenin bir benzeri İzmir’de yapılamaz mı? Kula, Bergama, Burhaniye, Birgi, Tire, Ödemiş, Selçuk, Çeşme, Şirince ve Menemen vb. benzer yörelerin evlerinin birer örneğinin veya kopyasının açık hava müzesinde yer alması güzel olmaz mı? Müzeyi gezenlerin, 18. ve 19. yüzyıllarda Ege Bölgesi'nin yaşamını karşılaştırmalı gözlem yapma imkanına sahip olmaları, kent kültürünün oluşması açısından da çok önemli olduğu kanısındayım. Yapılacak açık hava müzesini gezenlerde, sergilenen yapıların asıl yörelerini görme merakı doğuracağına da inanıyorum. Her yaştaki öğrenciye eğitim amacı da taşıyacak olan bu müzenin Sasalı yöresinde yapılmasını da öneriyorum. “Doğal Yaşam Parkı” ile beraber birçok yerli ve yabancı turistin bu yöreye çekebilmesi halinde gerçek manada “Kültür Parkı”na sahip olabileceğimizi sanıyorum. Bu proje İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Aziz Kocaoğlu’nun ilgisini çekeceği ümidimle ve saygılarımla…  



11.11.2016