Yazar Biyografisi
Yaşlanma Ertelenebilir mi?
Yaşlanma, zamanın ilerlemesi
sonucunda, organizmanın moleküler yapı bozulmasındaki artış ile
birlikte oluşur. Yaşlanma sürecinin nedenini anlamak için, C.
elegans adı verilen bir iplik kurdu ile çalışılarak, olaya yol
açan özel genlerin belirlenmesine dair araştırmalar sürmektedir.
Genom dizisi saptanabilen ilk hayvan olan C. elegans'da, yaşlanmayı
teşvik eden 30 gen bulunmuştu. Ardından, insanlarda yaşlanma
sürecini hızlandıran sistemi düzenleyen bir dizi gen daha tespit
edildi. Araştırmacılar, yaşlı solucanlardaki otofajiye dair
genler kapatıldığında, ömürlerinin arttığını, nöronal
sağlıklarının geliştiğini saptadılar.
C. elegans
Nematod türü bir çeşit parazit,
iplikkurdu olan; C. elegans, (Caenorhabditis elegans) ile 40 yılı
aşkın zamandan beri yapılan çalışmalarla, hücrelerin programlı
ölümünü yöneten kilit genlere odaklanıldı. Benzer genler
insanda da bulunuyor, ayrıca kanser, Parkinson, Alzheimer gibi
hastalıkların oluşma sürecini açıklamakta etkinler.
1 milimetre uzunluğunda, hızlı
gelişen, şeffaf olduğu için organ gelişimi mikroskopta
izlenebilen C. elegans, gen mutasyonunun, programlı hücre ölümüne
neden olan genlerin ve bunu önleyen ayrı bir genin daha
tanımlanmasında son derece önemli bir görev aldı.
C. elegans hermafrodit biçimde
çoğalarak yaşlanma belirtileri gösteren bir tür. Gelişimsel
biyolojide ve hücre metamorfozunda önemi tartışılamayan bu çok
hücreli organizmanın gen analizi tamamlanmış. 19.000 gen içeren
ve materyal bakımından insanlarla birçok ortak özellik taşıyan
solucan, uzayda hayatta kalabilmeyi, üremeyi başarmıştır.
Discovery, 4 bin kurtçuğu uzaya götürmüş, düşük yörünge
etkisine rağmen, 6 ayda 12 nesli türemiştir. Mikroorganizmaları
yiyerek, bakteriyle beslenen, kolayca üretilip dondurularak
yıllarca saklanabilen C. elegans, 3 günde 300 yavru yapar. Besini
yeterli ise, 15 gün yaşar, besin yoksa beslenmeyi durdurur ve
ömrünü birkaç ay uzatır. Şeffaf olduğu için, 959 hücresi
mikroskopla kolayca gözlenir. C. elegans üzerine binlerce inceleme
makalesi yayımlanmıştır, bilgiler Wormba11se veri tabanındadır.
Genom dizisi saptanabilen ilk hayvandır, genlerinin büyük kısmı
insanınkilerle benzeşir. 
Ölüm Geni
Hücrelerin programlı ölümünü
yöneten anahtar genlerimiz bulunur. Bu iplikkurdunda ilk defa, hücre
ölümüne yol açan gen mutasyonu tanımlanmakla birlikte, hücre
ölümünü önleyen başka bir gen de belirlenmiştir.
Nekroz hücre harabiyeti ile başlar,
hasar gören hücre şişer, ardından parçalanır. Ancak, diğer
hücre ölümünde sessiz sedasız ölüm başlar, immun sistem
uyarılmaz. Apoptoz; yani ayrılarak düşmek, nekrozun tersine,
önceden planlanmış bir programlı hücre ölümüdür.
Eğer hücrenin ortamı soğursa veya
protein sentezi inhibe edilirse ölümü de durur. Apoptozu kontrol
eden genlerin ilk verilerini bize C. elegans sunuyor. Apoptozu
düzenlediği düşünülen gen ürünlerinden, bazıları hücreye
ölüm kararı aldırtır; ancak, Egl-1 bu kararı engelleyebilir.
Hücre ölüm kararı almış olsa da, bunu infaz edecek Ced-3 ve
Ced-4 genlerini aktive etmesi gerekmektedir. İnfaz kararı sürerken,
Ced-9 geni direnirse, hücrenin yaşamasına izin verilir.
Programlı hücre ölümü, her zaman
bir sinyalle başlar, hücreler bir virüs ya da toksik madde ile
etkilenirse, hücrenin enerji gereksinimi karşılanmazsa,
antioksidan bozukluk, yaşlanma, proteinlerin hatalı katlanmaları,
hatta psikosomatik nedenlerle dahi ÖLÜM başlayabilir. Ardından
DNA onarımına gidilir, olmuyorsa, hücre ölümü infazı başlar.
Gerçekte, iş göremeyen parçacık birikmemesi açısından, hücre
belirli zamanda ölmeye gönüllüdür. Kanser hücreleri ise, tam
tersi, ölmeye razı olmayarak, gelişigüzel mutasyonlarla hızla
çoğalarak yaşama odaklanırlar.
mikroRNA
İnsan genlerinin hemen hemen yarısının
mikroRNA (miRNA)’lar tarafından idare edildiği düşünülmekte.
Yaşlanmada rolü bulunan, miRNA’lar; gen ifadesini düzenleyen,
protein kodlamayan, tek iplikçikli, 21 ila 23 nükleotid uzunluğunda
RNA’lardır. miRNA’lar ile, yaşlanma arasındaki ilişki,
moleküler seviyede, genetik ve kimyasal olarak incelenir.
miRNA’ların yaşlanma sürecinde etkiledikleri moleküler
mekanizmalar vardır. Yanlış katlanmış proteinlerin miktarında
çoğalmaya yol açarlar. Onlara müdahale edildiğinde, normalden
daha uzun bir yaşam sürecine ulaştıracak genler sınıfındadırlar.
miRNA'ların bazıları, tümör
baskılayıcı gen ödevine sahiptir, miRNA'lar, apoptoz kontrolünde
görevlidirler, ifadelerindeki artış veya azalış, hastalıklara
yol açmaktadır. Yaşlanma sürecinde, sinir hücreleri
içerisindeki demir moleküllerinin birikimi de, ayrıca kayda değer
bir unsurdur. Bu demir birikimi, “miR-29” adlı bir tümör
baskılayıcı miRNA ile bağlantılı ve miR-29; demirin sinir
hücrelerinde birikip birikmemesinde rol oynuyor.
Hipotalamik Kök Hücreler
Beynimizin hipotalamus kısmındaki kök
hücreler, yaşlanma hızını belirleyen faktörlerden sayılıyor.
miRNA içeren doğal nanokesecikler, farelerin beyin-omurilik
sıvısına enjekte edildiğinde, yaşlanmanın son derece
yavaşladığı görülür. Çünkü, hipotalamik kök hücreler,
yaşlanma karşıtı etkilerini, miRNA'ları serbest bırakarak
sağlarlar. Sonuçta, hipotalamik kök hücrelerden, miRNA içeren
salgı gruplarını çıkararak, hipotalamik kök hücreleri yok
edilmiş farelerin beyin omurilik sıvısına enjekte edilmesi, yani
yaşlanmanın bu yöntemle yavaşlatılması önemli bir gelişmedir.
Bazı tip miRNA’ların aşırı
ifadelenmesi, yaşam süresinin uzatılması ile ilişkilidir. İnsan
genomunda şimdiye dek, 1500 kadar miRNA geni bulunmuştur.
Türkiye, 74.6 yıl ortalama yaşam
süresine sahip. İsviçre, 82.8 yıl ortalama yaşam süresi ile
başta, Afrika ülkelerinin çoğu ise, ortalamada sadece 52.6 yıl
ile sondalar.
Yazımın amacı, geliştirilmekte olan
genetik çalışmaların, bir kısmına ilişkin güncel bilgiyi,
anlaşılır düzeyde sağlamaya çalışmaktır.
Huzurlu, esenlik
dolu nice güzel yıllarınızı, sevgiyle, mutlulukla, şükürle ve
doğa ile uyum içinde geçirmeniz dileklerimle, 2018 Yılı Kutlu
Olsun.

